Kahraman...
Salih Ceylan

Salih Ceylan

Kahraman...

26 Ocak 2015 - 23:11

Ölmeye bile yüzümüz yok. Çünkü kurtarılmamız şart. Başkaları tarafından kurtarılmaya muhtaç olduğumuz sürece yüzümüz yok. Toplumumuzun kurtarılması için kurtarıcı bekliyoruz. Kurtarıcı beklersek eğer her zaman kurtarılmaya muhtaç kalacağımız aklınıza gelecek en aşikar şeyden daha aşikar. Anlamamız gereken şu; tasavvufla devrim arasında seçim yapmayacağız. Önce tasavvuf sonra devrim. Tasavvufun tamamlanması için olması gerekenleri anlayalım. Tasavvuf aşaması tamamlansın diye dağlarda inzivaya çekilen Hz. Muhammed bize bunu anlamamız için yeterli. Tasavvuf evresi tamamlandıktan sonra toplum simsarlarının putlarını yıkan bir devrimciye dönüştüğünü görmek zor değil.

 

Bizi Ehl-i Salibin lakayt suratından kurtaracak olan Leyla değil Şems' tir. Bize söylediler, bize gösterdiler, bize hissettirdiler. Daha iyi olmak için, daha zeki olmak için hedefimizin hep batı olduğunu söylediler. Bir cümle söylemek için bin sayfa okursak eğer kimse bize bunu söyleyemez. O cesareti bulamazlar. Çünkü bizim her bir kelimemiz çekiç gibi olur, olmalı.

 

Bizi hep örselediler. Biz onlara hep daha fazla hayran olduk. Onların lakayt suratına aşık olduk. Onlar bize aşkın hormonlarla ilgili olduğunu söylediler çünkü. Bizim aşk anlayışımız bambaşka olmalı. Gücü önce beyninde sonra yüreğinde hisseden insanlar olmalıyız. Bu gücü en yüksek seviyede hissetmezsek bizi daha fazla örseleyecekler, bizi daha fazla öldürecekler, bizi daha fazla öldürmekten beter edecekler. Bizim her birimiz bir kahraman. Kahramanın toplumu kurtaran tek bir kişi olmadığını anlamamız elzem. Kahraman önce iç hicretini sonra dış hicretini tamamlayan ve toplum bilincini iliklerine kadar hisseden insan demek.

 

İrşad ise muhtaçlık değil, kahraman yetiştirmek için gösterilen bir yol. Mürşidin kibir abidesi olmaması için, kendisine muhtaç olunan kişi olarak hissetmemesi için müridin kahraman olması gerekiyor. Klasik bütün tanımlamarın hepsinin dışına çıkarak, sonuna kadar kahraman olmak için çalışmak bizim kurtuluşumuz için tek yol. Yoksa lakayt suratlı olmaya mahkum olan insanlar, bu coğrafyaya yakışmayan insanlar, bir çok ölüden çok daha fazla ölü olan insanlar haline geliriz.

Bu yazı 4492 defa okunmuştur .

Son Yazılar