Papağan ile Sahibi...
Salih Ceylan

Salih Ceylan

Papağan ile Sahibi...

22 Mart 2015 - 10:55

Ticaret hayatının içinde olan bir adamın kafeste tuttuğu güzel bir papağan vardı. Bu tüccar bir gün Hindistan'a gitmek için yol hazırlığına başlamıştı.

Cömertliğinden ötürü, köle ve cariyelerinin her birine sordu:

-Çabuk söyle, sana Hindistan'dan ne getireyim?

Cariyelerden her biri bir şey istedi. O iyi adam da hepsinin istediklerini getireceğine söz verdi.

Sıra papağana gelince, tüccar ona da sordu:

-Söyle, sana Hindistan'dan ne getireyim?

Papağan:

-Orada papağanları gör... Benim durumumu onlara anlat; de ki: 'Sizi çok özleyen benim papağan, Allah'ın takdiri ile bizde mahpus bulunmaktadır. Size selam söyledi. Sizden yardım diledi. Bir çare, bir kurtuluş yolu bulmanızı rica eti.' Yine, size seslenerek şöyle dedi: 'Benim, gurbet ellerde, özlemler içinde, sizden ayrı düşmenin acıları ile çırpınıp durmam, can vermem doğru mudur? Ben burada, demir kafes içinde mahpus olayım, her şeyden mahrum bir şekilde hayat yaşayayım da, siz, bazen yeşil ormanlarda gezesiniz, bazen ağaç dallarına konasınız? Bu ilgisizlik size yakışır mı? Dostların vefası böyle mi olur? Ben hapiste çok sıkıntılı bir hayat yaşayayım, siz ise gül bahçelerinde gezip tozasınız. Ey mutlu kardeşlerimiz, ey hür bir hayat süren büyükler. O yeşilliklerde bir sabahşarabı içerken, bu ağlayıp inleyen esir papağanı da hatırlayınız. Dostların dostu yad etmeleri, dost için kutluluk ve mutluluktur. Dostlar, siz, güzel eşlerinizle, zevk ve sefa içindesiniz, bense burada mahpus bir halde, yüreğimden akan kanları içmedeyim.'

Papağan Hindistan'daki arkadaşlarına şöyle söylenmesini istiyordu:

-Bana yardım etmek istemezseniz bile, hiç olmazsa beni anarak birer kadeh şarap içiniz. İçerken de bu topraklara serilmiş düşkünü, zavallıyı anın ve içkinin bir yudumcuğunu da toprağa dökün. Bu ne şaşılacak şeydir! O yemin nerede? O şeker gibi dudaklardan çıkan sözler ne oldu? Dostluk ne çabuk unutuldu?

Her şeye rağmen tüccar, papağanının selamını ve söylediklerini Hindistan'daki papağanlara götürmeyi kabul etti. Ve yola çıktı. Hindistan'ın öte ucuna varınca, orada birkaç papağan gördü. Atını durdurarak onlara seslendi. Evindeki mahpus papağanın selamınıonlara iletti. Onun gönderdiği haberleri, söylenmesini istediği sözleri söyledi. O papağanların içinden biri, bu sözleri duyunca titredi, titredi düştü, nefesi kesildi ve öldü. Tüccar, söylediğine pişman oldu.

-Bir canlının ölümüne sebep oldum, günaha girdim. Bu papağanın, belki de bizim papağanla akrabalığı vardı. Belki de bunların ruhlarıbirdi, belki de bunlar iki ayrı bedende aynı ruhu taşıyorlardı. Bu işi neden yaptım? O haberi ne diye verdim? Zavallı kuşu bu haberle yaktım, yandırdım.

Oldukça uzun bir zaman orada kalan tüccar işlerini bitirdikten sonra döndü memleketine geldi. Herkese Hindistan'dan armağan getirdi. Her cariyesine bir bağışta bulundu.

Papağan seslendi:

-Bu garibanın armağanı nerede? Görüp söylediklerini bana anlatmayacak mısın?

Tüccar:

-Bıraksana Allah aşkına. Söylediğime ve söyleyeceğime pişman ettin. Pişmanlıktan ellerimi, parmaklarımı ısırıyorum! Ben bilgisizliğimden, akılsızlığımdan böyle olumsuz bir haberi laf olsun diye götürdüm, ne diye söyledim, hala inanamıyorum.

Papağan sordu:

-Efendi! Neden pişman oluyorsun? Bu öfkeye, bu kedere sebep nedir?

Tüccar cevap verdi:

-Senin sözlerini, şikayetlerini sana benzeyen papağanlara söyledim. İçlerinden bir papağan, senin derdinden bir koku aldı.Şikayetlerinin sebebini anladı. Üzüntüden ödü patladı. Titredi, titredi, düştü ve öldü. Ben ne yaptım da söyledim diye pişman oldum ama... Söyledim bir kere, son pişmanlık neye yarar?

Tüccarın papağanı da Hindistan'daki papağanın başından geçeni duyunca o da titreyerek düştü, kaskatı kesildi. Tüccar, güzel papağanının düşüp öldüğünü görünce, yerinden fırladı. Üzüntüden külahını başından çıkarıp yere vurdu. Papağanının bu perişan haline dayanamadı, yenini yakasını yırttı. "Ey güzel papağan!" dedi. "Ey benim hoş sesli kuşum! Sana ne oldu? Neden bu hale geldin? Vah benim güzel sesli kuşum, vah benim yoldaşım, sırdaşım. Vah benim güzel, hoş sesli kuşum, neşem, canım, bağım, bahçem,çiçeğim! Eğer Süleyman'ın böyle bir kuşu olsaydı, o hiç başka kuşlarla oyalanır mıydı?

Ey dil, sen ölümlere sebep oldun! Bana çok zarar verdin, söyleyen sen olduktan sonra, ben sana ne diyeyim?"

Sonra da şöyle seslendi:

-Ey dil, sen, hem ateşsin, hem de harman; bu ateşi bu harmana nice bir salacaksın? Ey dil, can da , senden şikayetçidir. Çünkü, can, her ne dersen onu yapıyor ama, yine de gizlice senin elinden feryat etmektedir. Ey dil, sen, hem tükenmez bir hazinesin, hem de dermanı bulunmaz bir dertsin. Sen hem kuşları tuzağa düşüren hilesin, ıslıksın, hem de insana ayrılık zamanında eşsin, dostsun.

Tüccar ateşler ve feryatlar içinde yüzlerce darmadağın sözler söylüyordu. Kah birbirini tutmaz sözler söylüyor, kah nazlanıyor, kah yalvarıyor, kah gerçek sevgiden, kah mecazi aşktan bahsediyordu. Bundan sonra, tüccar, papağanı kafesten çıkartıp attı. Papağan da hemen uçup yüksek bir dala kondu. Güneş tan yerinden nasıl doğuverir ve yükselirse, ölmüş papağan da öylece uçtu ve yükseldi. Tüccar, kuşun bu haline şaşırdı, kaldı. Hiç bir şeyden haberi yokken papağanın sırları beliriverdi. Başını yukarı kaldırdı; "Ey bülbül gibi güzel sesli papağan." dedi. "Anlat da, biz de bu manevi halden nasibimizi alalım, biz de ne olduğunu bilelim. O Hindistan'daki papağan, orada ne yaptı? Sana ne öğretti de bize bir hile yaptın? Canımızı yaktın."

Papağan cevap verdi:

-O kuş yaptığı işle, hareketle bana öğüt verdi. "Söz söylenmeyi, neşelenmeyi bırak, çünkü senin güzel sesin, söz söylemen, seni kafese koymuştur. Kurtulmak için, kendini ölü gibi göstermesinin sebebi budur." Ve bana şöyle demek istedi: "Ey halkın da, üstün insanların da çalgıcısı olan esir papağan, sen de benim gibi öl de, esirlikten kurtul. Ben de öyle yaptım, kurtuldum."

Papağan, tüccara, hoşa giden bir iki öğüt daha verdi. Sonra da ayrılma için izin istedi:

-Allah'a ısmarladık artık ayrılık zamanı geldi. Allah'a ısmarladık ey efendi, ben, esirlikten kurtuldum, asıl geldiğim yere, vatanıma dönüyorum. Benim gibi yaparsan sen de kurtulursun, hürriyetine kavuşursun.

Bu yazı 5368 defa okunmuştur .

Son Yazılar